3 Eylül 2016 Cumartesi

Kitle Manipülasyonu ve Reklamlar



Manipülasyon, insanları kendi bilgileri dışında veya istemedikleri halde etkileme veya yönlendirme işlemine denilmektedir. 

 Özellikle kapitalist sistem uzun zamandır tüketicileri manipüle ederek varlığını sürdürmektedir. Bireyler, kapitalist düzen içinde, “tüketici” olarak değerlidir. Bireylerin tüketici olarak varlığı sistemin sürdürülebilirliğinin çarkıdır.

Bunu sağlamak için kapitalist sistem insanları yönlendirerek sürekli hareket eden  mutluluk makinelerine dönüştürmüştür. Ve ironik olarak devamlı mutlu olmaya çalışan makineler olarak, daha çok psikolojik bunalımlara sürüklendik. Artık her anımızı mutlu geçirmeye ya da mutlu geçirdiğimizi insanlara aktarmaya çalışan bir makine olduk. Zamanımızın çoğunu, anı yaşamak yerine yaşadığımız anların fotoğraflarını çekerek onu sosyal medya üzerinde sergilemeye ve ardından bağımlı bir şekilde beğenileri takip etmeye adadık. 

Peki bu durumun oluşmasında reklamların nasıl bir etkisi oldu?

Kapitalist sistem insanların ihtiyaç kültüründen arzu kültürüne dönüşümüne zemin hazırladı. Bunu çok farklı şekillerde yaptılar. Sistemli bir şekilde bilinçaltımızı yönlendirdiler. Satmak istediğin objeyle popüler ya da çekici birini yan yana koy ve bir zaman sonra aynı istek nesne içinde oluşsun. Buna psikoloji de çağrışımsal geçiş adı verilir. Günümüzde satın aldığımız şeyler sadece bir nesne değildir biz psikolojik olarak o nesne veya hizmete kendimizi bağlarız. Bu bize geçici ve sahte bir öz güven sağlar. Kendi değerimizi aldığımız nesneler üzerinden sağlarız. Bu özgüven gerçek olmadığı için sürekli yeni çıkan sürümlere ilerleriz ve bu sayede kapitalist sistemin sürekliliğini sağlarız.
Seçim ve seçeneklilik birbiriyle bağlantılı kavramlardır. Seçim yapabilmek için seçeneklerimiz olması gerekir. Kapitalist sistem bunu da kendi çıkarlarına uydurmayı başarmıştır. Kendini ifade etmek ve özgür olmak isteyen kişileri reklamlarla yönlendirerek “giydiğiniz kıyafetler sizin kişiliğinizi yansıtır” sloganıyla aslında onları tekrar kendi avucuna almıştır. Moda bunu n somut göstergelerindendir.

Bu konuyu Sigmund Freud’un yeğeni Edward  Bernays’dan bahsetmeden anlatmak eksik olur.

Edward Bernays kimdir?

Edward Bernays (1891-1995), modern propagandanın öncüsü olarak anılan, kitle psikolojisi ve ikna yöntemlerini kurumlar ve siyasal organizasyonların ihtiyaçlarını karşılamak için kullanmış halkla ilişkiler uzmanı.
 Avusturyalı-Amerikan olan Bernays, 1919 senesinde New York’ta ilk tanıtım bürosunu kurmuştur. 1995 yılında öldüğünde The New York Times gazetesi ve diğer gazetelerde ölüm ilanlarında Halkla İlişkilerin Babası olarak söz edilmiştir. 

Bernays’ın kitle manipülasyonun da ki rolünü anlamak için yaptıklarından bir örneğe bakalım.
1920’ler de ABD’de kadınların sigara içmesi bir tabuydu. Şirketler sigara satışını artırabilmek için Bernays’dan yardım istediler. Bernays, Pascalya Geçidinde sosyeteden kadınlara aynı anda sigara içirdi ve bunu medya yoluyla yaydı. Sigarayı “Özgürlük Meşaleleri” adı altında halka tekrar sundu. Ve sonuç gerçekten dikkat çekici, neredeyse bir günde sigara tabusu yıkıldı ve sigara içen kadınlar toplum tarafından güçlü olarak görülmeye başlandı.



Bu manipülasyonlar günümüzde de halen tüm hızıyla sürmektedir. Bize düşen farkındalık geliştirmek ve yeri geldiğinde "dur!" diyebilmek.







KAYNAKÇA

CURTİS, A. (2002) Century of Self. İngiltere: BBC Belgeselleri

FREUD, S. (2015) Kitle Psikolojisi. Ankara: Say Yayıncılık

ÖZDEMİR, F. REKLAMIN ÖTEKİ YÜZÜ, MANİPÜLASYON


4 yorum:

  1. Kapitalizmin bizleri nasıl esir aldığının güzel örnek yazısı olmuş. ellerinize sağlık, sevgiler,

    YanıtlaSil
  2. Harika bir belgeseli var bu örneğin de için de geçtiği Adını hatırlamadım ama Freud'un teorisi ile yeğeninin neler yaptığına dair. Sanırım SElf Age gibi bir şeydi.
    Kesinlikle herkes izlemeli..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet belgeselin adı Century of self. Yararlandığım kaynaklardan biride o herkes izlemeli bencede :)

      Sil